|
|
|
| MÜGE ŞİŞMAN ÖĞRETMENİMİZİN 10 KASIM KONUŞMASI |
 |
Sayın Müdürüm, Değerli Meslektaşlarım, Sevgili Kursiyerler,
Bugün burada Türk Milletinin yetiştirdiği en büyük insanlardan, büyük lider, büyük asker, büyük siyasetçi, Türk İstiklal Mücadelesinin ulu önderi, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ebediyete intikalinin yıl dönümünde kendisini rahmetle ve şükranla anmak için toplanmış bulunuyoruz.
Çok yönlü ve üstün kişilikli bir lider olan Gazi Mustafa Kemal’in aramızdan ayrılışının üzerinden tam 71 yıl geçti. O, kısacık hayatında bir ulusun kötü talihini yenmesini sağladı ve dünya tarihinde de benzeri görülmemiş izler bırakarak bu dünyadan göçtü.
Mustafa Kemal Atatürk, Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması’yla ortaya çıkan tehlikeli durumu fark etmiş ve Amasya Genelgesi’nde, vatanın bütünlüğünün ve milletin istiklâlinin tehlikede olduğunu söylemiştir. Erzurum Kongresi’nde, millî sınırlar içinde vatanın parçalanmaz bir bütün olduğunu bütün dünyaya ilân ederek Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Vatan savunmasını her şeyin üzerinde tuttu. Sakarya Savaşı sırasında “Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz” diyerek bu konudaki kararlılığını gösterdi.
O, mensubu bulunduğu ulusu için canını ortaya koymaktan hiç çekinmedi. Her türlü zorluğa katlanarak kendini ulusuna adadı. Çanakkale savaşları sırasında Anafartalar grubu komutanı iken en ön safta savaştı. Bu savaş sırasında Atatürk’e bir şarapnel parçası isabet etmiş, fakat sağ cebinde bulunan saati kendisini ölümden kurtarmıştı. Sakarya Savaşı sırasında ise atından düşmüş ve kaburga kemikleri kırılmıştı. Buna rağmen cepheden ayrılmamış, savaşı sedye üzerinden yönetmişti. Onun, “Ben gerektiği zaman, en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.” sözü vatanını ne kadar sevdiğinin bir göstergesidir.
Mustafa Kemal, idealist bir liderdi. Onun idealizmi yüksek vasıf ve özelliklerine inandığı Türk milletinin hürriyet ve bağımsızlık aşkından geliyordu. En büyük ideallerinden birisi de milli sınırlarımız içinde, milli birlik ve beraberlik duygusuyla kenetlenmiş uygar bir toplum oluşturmaktı.
Atatürk, toplumun her kesimini kucaklayan bir halk adamıydı. Köylümüze, askere, polise, öğretmenlere, sanatçılara, sporculara, Türk kadınına, çocuk ve gençlere…kısacası toplumun tüm kesimlerine değer vermiş ve destek olmuştur. O bir halk adamıdır; çünkü hep halkı için uğraşmış, halktan birisi gibi davranmıştır. Onun “Benim için en büyük makam ve ödül, Türk milletinin bir ferdi olarak yasamaktır.”sözü de bunu kanıtlar.
Atatürk demek; özgürlük demektir, aydınlık demektir, vatanseverlik demektir. Atatürk demek, çağdaşlık demektir. Bu haftanın amacı sadece bir ölüm yıldönümü olarak Atatürk’ü anmak değil, böyle bir lidere sahip olmanın gururuyla ve onuruyla, onun düşüncelerini anlamak yaşatmak ve gelecek nesillere en iyi bir şekilde aktarmaktır.
Atamızın en büyük eseri olan, Türkiye Cumhuriyeti Devletine sahip çıkmak, bu cumhuriyeti çok daha iyi seviyelere ulaştırmak yaşlısıyla genciyle, kadınıyla erkeğiyle tüm vatandaşlarımızın boynunun borcudur.
Siz Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının bu görevi hiçbir zaman unutmayacağınız inancıyla, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve milletimizin kurtuluşu yolunda canlarını feda etmekten bir an bile çekinmeyen aziz şehitlerimizi saygıyla anıyor, teşekkür ediyorum.
Müge ŞİŞMAN
|
|
| |
|